Kadınların evrimsel olarak erkeklere oranla daha gelişkin sosyal zekaları olduğunu düşünüyorum. Taa bebeklikten başlıyor bu ayrım. Sosyal sevimlilik, dile yatkınlık, sevgiyi dolaysız gösterme... Bunun kültürel olduğuna inanmıştım çok uzun yıllar. Ama her bebek öyle birbirinin aynı ki, kültürel olmasına imkan yok. Aynı yollardan geçiyorlar, Fransız bebek de önce Agu diyor, arap bebekte, İsveçli bebeğin de yemeği beğenmediğinde annenin suratına püskürtmesi aynı, Koreli bebeğinde... Herşey bu kadar aynıyken, kız bebeklerdeki kendini sevdirmeye yönelik cilve kesinlikle kültürden bağımsız...
Desmond Morris sevdiğim bir yazar. Ona göre bunun sebebi ormandan ovaya çıkan atalarımız, ovadaki etçillerle rekabet edebilmek için bir iş bölümü yapmışlar. Erkek iş birliği içinde ava giderken, fiziksel gelişimi de el ve dil becerisinden, fiziksel güce dönüşmüş. Kadın ise el, dil ve organizasyon yeteneğini geliştirerek bebekler ve çocuklar için büyümeye uygun ortamı sağlamışlar. Bunu bugün artık ovadan da ormandan da çok uzakta şehirde yaşarken oldukça net gözlemleyebiliyoruz. Kadın / anne aynı anda seksen işi bir arada yapabilirken, erkek / baba onca iyi niyetine rağmen çorba karıştırırken bir soruya bile cevap veremiyor. Bu örnekleri çoğaltmak erkekleri kızdırabilir. Zira artık avlanmıyorlar ve yeteneklerinin kadınlarla karşılaştırılması pek de hoşlarına gitmiyor.
Kadın bir de tüm o organizasyon yeteneğinin arasına bakımlı olmayı da sıkıştırmış ya tebrik etmek lazım. Van müzesinde milattan önce 3000 yılına ait cımbız var. Kızım aynada kendini gördüğünde saçındaki tokasını düzeltmeye çalışıyor..Yani binlerce yıldır aynıyız...
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Şubat 2012 Salı
13 Şubat 2012 Pazartesi
Başka bir beslenme biçimi mümkün!
Biz organik maddeleriz, çayırdaki otlar gibi, inekler gibi, hamam böceği gibi. Başka organik maddeleri yiyerek ve su içerek çalıştırıyoruz tüm organizmamızı. Ama artık Türkiye nüfusunun %70'i şehirlerde yaşıyor. Bu nüfus için birilerinin bol bol yiyecek madde üretmesi lazım değil mi? GDO'lu, hibrid tohumlu, fenni gübreli, hormonlu...
Dün bir arkadaşım ispanyadan gelen marul görmüş markette. Marul ya marul... 2 günde pörsüyen marul taaa kalkmış ispanyadan yola çıkmış, günlerce yolculuk etmiş, arkadaşımın marketine kadar...
Kendiniz için, çocuğunuz için iyi birşey yapın ve ithal hiçbir sebze yada meyveyi almayın. Yemeyin, yedirmeyin. Aç kalmak onları yemekten daha iyidir. Bunu sadece kendiniz için değil, sürdürülebilir bir dünya için yapın. Yapın ki Şili'den kalkıp gelen üzüm, Şili'de kalsın. Buralara gelmek için ne o kadar enerji harcasın, ne Şili'li köylüyü üzüm yetiştirmek için ormanlarını kesmeye zorlasın...Yapın ki Anadolu'nun canım kokulu üzümleri yok olmasın.
Güzellik, sağlık ne yediğimiz ve ne yemediğimizle ilgili... Başka bir beslenme biçimi mümkün!
Dün bir arkadaşım ispanyadan gelen marul görmüş markette. Marul ya marul... 2 günde pörsüyen marul taaa kalkmış ispanyadan yola çıkmış, günlerce yolculuk etmiş, arkadaşımın marketine kadar...
Kendiniz için, çocuğunuz için iyi birşey yapın ve ithal hiçbir sebze yada meyveyi almayın. Yemeyin, yedirmeyin. Aç kalmak onları yemekten daha iyidir. Bunu sadece kendiniz için değil, sürdürülebilir bir dünya için yapın. Yapın ki Şili'den kalkıp gelen üzüm, Şili'de kalsın. Buralara gelmek için ne o kadar enerji harcasın, ne Şili'li köylüyü üzüm yetiştirmek için ormanlarını kesmeye zorlasın...Yapın ki Anadolu'nun canım kokulu üzümleri yok olmasın.
30 Ocak 2012 Pazartesi
Eller herşeyi anlatır
Ellerimiz herşeyi anlatır. Genç miyiz? Emekçi miyiz? Anne miyiz? Yazda mıyız? Yoksa ayazda mıyız? Zengin miyiz? Titiz miyiz? Aç mıyız? Açıkta mıyız? Mutlu muyuz? Mutsuz muyuz?
Kadının ellerine bakıp yaşamını anlamak mümkün gerçekten. Bunu seçici anlamda söylemiyorum. Hiç ayaz yüzü görmemiş el mi yoksa sertleşmiş emekçi eli mi? Biri diğerinden üstün değil. Sadece sahibi hakkında bir bilgi veriyor o kadar. Yoksa kim kimden üstün ki?
Bu soğuk kış günlerinde ellerinizin yumuşak, tırnaklarınızın güçlü olmasını istiyorsanız, 5 dakika ılık sütte bekletin. Bakın ne yumuşak oluyor eller...
Tüm annelerin ellerinden öperim :)
Kadının ellerine bakıp yaşamını anlamak mümkün gerçekten. Bunu seçici anlamda söylemiyorum. Hiç ayaz yüzü görmemiş el mi yoksa sertleşmiş emekçi eli mi? Biri diğerinden üstün değil. Sadece sahibi hakkında bir bilgi veriyor o kadar. Yoksa kim kimden üstün ki?
Bu soğuk kış günlerinde ellerinizin yumuşak, tırnaklarınızın güçlü olmasını istiyorsanız, 5 dakika ılık sütte bekletin. Bakın ne yumuşak oluyor eller...
Tüm annelerin ellerinden öperim :)
| Anne eli bulamadım, buyrun bir baba eli... |
19 Ocak 2012 Perşembe
Zor bir yolculuk mu dedin?
Dün kızımla birlikte bir uçak yolculuğu yaptım. Tek başıma. İstanbul'dan Ankara'ya geldik uçakla. Amacım ben toplantıdayken kızımın anneannesi ve dedesiyle vakit geçirmesiydi.
İstanbul havalimanında x-rayden geçiş halimi anlatmak istiyorum.
-Hanfendi montunuzu çıkartın
-Hanfendi havalananında laptop var onu ayrı koyun
-Hanfendi deodorant benzeri bir nesne var onu ayrı koyun
-Hanfendi çizmelerinizi çıkartıp, x-rayden geçirin
Bunların yanında x-raye koyduklarım:
1) Eşek ölüsü kadar ağır bir Puset
2) Ana kucağı
3) Kızımın yedeklerinin ve benim eşyalarımın bulunduğu sırt çantası
3) Küçük valizimiz
4) Kızımın montu
Tüm bunları oraya buraya koyarken kucağımda 9 kiloluk kızım.
Buradan çıkacak sonuca geliyorum: Bir anne olarak laptop kullanma, çizme giyme, deodorant taşıma...daha önemlisi toplantını uzun tutma, günübirlik git gel.
Böyle bir şey yok elbette, anneyim, iş kadınıyım ve güzelim. Bunun için gereken neyse yapacağım. Tüm x-rayi eşyalarımla doldurmak dahil...
13 Ocak 2012 Cuma
Anneannem derdi ki...
![]() |
| Anneannem de genç ve güzel olmak istiyormuş. |
Çok
tonton, tatlı bir anneannem vardı. Çok önce kaybettik kendisini. Her
zaman kendine çok özen gösteren
bir kadındı. Giydiğine, konuşmasına, cildine, saçına,
başına..."Kızım yüzünüze nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin"derdi.
Nemlendiriciden kastı da Tokalon marka krem. "Ama
gözünüzün çevresine sürmeyin sakin." Göz çevresinin ayrı
bakıma ihtiyacı olduğunu bilirdi. Dün morluklara savaş açmışken rahmetliyi
düşündüm. 5 çocuk doğurmuş ve büyütmüş şahane bir kişilik. Benim yaşımda çoktan tüm çocuklarını doğurmuş, büyütmeye başlamıştı
bile. Hem de bulaşık/çamaşır/ekmek yapma makinesiz, atılabilir bebek bezi / alt
açma örtüsü vs olmadan. Gerçekten güzel bir kadındı. Kibar ve olumlu. Ben de
günün birinde torun sahibi olabilirsem eğer torunumun onu beni hatırladığı gibi
hatırlamasını isterim.
Bugün www.uzuncorap.com adlı
sitede bir röportaj okudum. Memo
Tembelçizer demiş ki : "Babalık, aynı anda dede, baba ve torun
olabilmekmiş" (tamamını okumak isteyenlere: http://uzuncorap.com/2012/01/10/memo-tembelcizerbabalik-ayni-anda-dede-baba-ve-torun-olabilmekmis/)
Bunun üzerine düşüneceğim…
12 Ocak 2012 Perşembe
"göz altı morluklarını yok etmek için doğal reçete" yazdım google 'a
Herşeyi ama
herşeyi google'a soruyorum. Yazdım “göz altı morluklarını yok etmek için doğal
reçete” çıkan ilk sonucu uyguladım.
Patatesi iyice yıkayıp kabukları ile birlikte blendera attım. İçine
biraz süt, biraz da ekmek koydum. Sonra da birileri Bahar’a altın getirmişti.
Getirirken de tülden keselere koymuşlar. O keselerin içine koyup biraz suyunu
sıktım. Sonra gözlerime yerleştirip, bir 10 dakika derin derin nefes alıp
verdim. Uykum geldi tabi. Biraz kestirmiş bile olabilirim. 10 dakika sonunda kesinlikle morluklarda
azalma oldu. Oldu mu ? Valla oldu…
10 Ocak 2012 Salı
Babam dedi ki...
Geçen gün sevgili babam dedi ki "Artık anne oldun, giydiklerine dikkat et."
Annem benim yaşımdayken 2 kızı vardı. Biri 13 diğeri 10 yaşında. Hep derli toplu giyinirdi. Hep etek ceket takımlar, bir ciddi bir ciddi (hala da öyle giyinir..) Bana bakıldığında ise minicik kot eteğin altına tayt, onun da altına kırmızı converseler. Makyaj emo ergenlerden bir parça daha normal.
Şimdi böyle görünce babam beni ee anne de olduk ya, herhalde bir kalıba koymak istiyor. Eskiden küçük kızıydım, şimdi torun var ortada, babacığım nerelere koyacağını bilemiyor beni..Ee babam şok olmasın diye her zamanki dik başlılığımla karşı çıkıyorum. "Ne aalaakası var baba yaaa...."
Her ne kadar 38 yaşımda olsam da, anne olana kadar hala ergenliğimi tamamlayamamış olduğumu yeni yeni idrak ediyorum. Ergen ortak noktaları: dik başlılık, ebeveynlerle bir arada olmama çabası, büyükleri beğenmeme, büyüklerin dünyasını hakir görme, ufak yalanlar vs vs. İşte bu bir yıl önceki ben...Hala arada sırada kayıyorum o tarafa ama daha yetişkinim galiba. Fakat kıyafetlerimi de değiştirecek kadar değil.
Görün bakın doğumdan sonra üzerime yapışan şu fazla kilolardan bir kurtulayım, bir gözlerim açılsın, daha neler giyeceğim neler....
Annem benim yaşımdayken 2 kızı vardı. Biri 13 diğeri 10 yaşında. Hep derli toplu giyinirdi. Hep etek ceket takımlar, bir ciddi bir ciddi (hala da öyle giyinir..) Bana bakıldığında ise minicik kot eteğin altına tayt, onun da altına kırmızı converseler. Makyaj emo ergenlerden bir parça daha normal.
Şimdi böyle görünce babam beni ee anne de olduk ya, herhalde bir kalıba koymak istiyor. Eskiden küçük kızıydım, şimdi torun var ortada, babacığım nerelere koyacağını bilemiyor beni..Ee babam şok olmasın diye her zamanki dik başlılığımla karşı çıkıyorum. "Ne aalaakası var baba yaaa...."
Her ne kadar 38 yaşımda olsam da, anne olana kadar hala ergenliğimi tamamlayamamış olduğumu yeni yeni idrak ediyorum. Ergen ortak noktaları: dik başlılık, ebeveynlerle bir arada olmama çabası, büyükleri beğenmeme, büyüklerin dünyasını hakir görme, ufak yalanlar vs vs. İşte bu bir yıl önceki ben...Hala arada sırada kayıyorum o tarafa ama daha yetişkinim galiba. Fakat kıyafetlerimi de değiştirecek kadar değil.
Görün bakın doğumdan sonra üzerime yapışan şu fazla kilolardan bir kurtulayım, bir gözlerim açılsın, daha neler giyeceğim neler....
6 Ocak 2012 Cuma
Tazecik Anneyim
![]() |
| Herşeyin başladığı an... |
Bu kısacık annelik tecrübemden bağımsız neşenin ve mutluluğun bulaşıcı olduğuna inanmışımdır hep. Kızıma hayat enerjimin, neşemin, pozitif duygularımın bulaştığını gözlemleyebiliyorum. Anne neşeli, mutlu ise bebekte neşeli ve mutlu oluyor. Eee tül perdem de aralanıyorsa yavaş yavaş nedir beni mutlu eden şeyler? Bugün bunu uzun uzun düşündüm ve bu günlüğü de bu yüzden tutmaya karar verdim.
Evet yazmak beni mutlu ediyor...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

